Sağlık

RÜZGAR TÜRBİNİ SENDROMU : DOĞAL BİR DENEY RAPORU

thumb-wts

  • Yazar: Dr. Nina Pierpont, Tıp-Bilim Doktoru (MD, PhD)
  • Yayın tarih: 20 Aralık, 2009
  • Türkçe’ye Çeviren: Serhat Elfun Demirkol
  • Ayrıntılı bilgi için: http://www.windturbinesyndrome.com

Özet

Bu kitap, 2004 yılından bu yana kurulmuş büyük endüstriyel rüzgâr türbinlerinin (1.5-3 MegaVat) yakınında yaşayan semptomatik insanlar üzerinde yapılmış kendine özgü bir araştırmayı sunan bilimsel bir rapordur.

Bu raporun bulguları şunlardır:

  • Rüzgâr türbinleri, Rüzgâr Türbini Sendromu’na neden olur. Türbinlere yakınken insanların bazı semptomlara sahip olduğunu ve uzaklaştıklarında bu semptomların ortadan kalktığını biliyoruz. Çalışma yapılan aileler, sahip oldukları semptomlardan kurtulmak için taşınmak zorunda olduklarını kendileri fark etti ve onda dokuzu taşındı. Bazıları evlerini sattı, bazıları da terk etti.
  • İnsanlar “rahatsızlıktan” dolayı evlerini terk etmez. Uyku yoksunluğu, baş dönmesi ve bulantı gibi semptomlar “rahatsızlık” olarak sayılamaz.
  • İnsanların sahip oldukları semptomlar birbiriyle tutarlıdır, bundan dolayı da “sendrom” terimi kullanır.
  • Semptomlar, uyku bozukluğu ve yoksunluğu, baş ağrısı, kulak çınlaması, kulaklarda basınç, sersemlik hissi, baş dönmesi, bulantı, bulanık görme, kalp çarpıntısı, asabiyet, konsantrasyon ve hafıza problemleri, hareket duyarlılığıyla ilişkili panik nöbetleri, uyanıkken veya uykuluyken ortaya çıkan titremedir.
  • Çocuklar, en az yetişkinler kadar (özellikle yaşlılar) etkileniyor.
  • Daha önceden migren rahatsızlığı, hareket duyarlılığı veya iç kulak hasarı (endüstriyel gürültülerden kaynaklı duyma kaybı gibi) olanlar diğerlerine göre daha kolay etkileniyor. Bu sonuçlar istatistiksel olarak önemli (p < 0.01).
  • Rüzgâr Türbini Sendromu’nun semptomları istatistiksel olarak daha önceden var olan kaygı bozukluğu veya diğer zihinsel hastalıklarla ilişkili değil.
  • 10 aile / 38 kişi, duyarlılık veya risk faktörlerine ilişkin sayısal anlamlılık açısından çalışma sonuçları için yeterliydi.
  • Duyarlılık faktörleri, Rüzgâr Türbini Sendromu’nun patofizyolojisi hakkında ipucu vermektedir. Semtomlar, vestibüler (iç kulak denge organı) işlev bozukluğunun neden olduğu sendromlara benzer. Özellikle düşük frekanslı gürültü ve/veya titreşim denge ve konum hissinde bozulmaya neden olur.
  • Güncel tıp literatürünü kapsamlı olarak gözden geçirdiğimizde, dengeyle ilişkili sinirsel uyarıların beynin çeşitli bölgelerini ve işlevlerini nasıl etkilediği ortaya çıkar. Bunlar, mekansal farkındalık, mekansal hafıza, mekansal problem çözümü, korku, kaygı bozukluğu, otonomik işlevler (bulantı, çarpıntı gibi) ve kaçınmalı öğrenmedir. Bu bilinen sinirsel ilişkiler, Rüzgâr Türbini Sendromu için sağlam bir anatomik ve fizyolojik temel sağlar.
  • Denekler bu etkileri tecrübe ettikleri için ses ve titreşimin beden boşlukları (göğüs, kafatası, gözler, boğaz, kulaklar) içerisindeki rezonansı hakkında tıbbi ve teknik literatür incelendi.
  • Düşük frekanslı gürültü maruziyeti (hem deneysel hem de çevresel olarak) üzerine yayınlanmış çalışmalar gözden geçirildi. Bu çalışmalar, insanlarda ortaya çıkan etkilerin Rüzgâr Türbini Sendromu ile benzer veya aynı olduğunu gösteriyor. 1996 yılında Almanya’da yapılan bir çalışma gerçekten de Rüzgâr Türbin Sendromu olabilir.
  • İsveç ve Hollanda’da rüzgâr türbinlerinin yakınında yaşayan insanlarla posta yoluyla yapılan son araştırmalar incelendi. Bu araştırmalar, kişilerin A-ağırlıklı trafik, tren ve uçak gürültüsünden çok daha düşük seviyede olan rüzgâr türbini gürültüsünden ciddi bir şekilde rahatsız olduklarını gösteriyor.
  • Ortam gürültüsünün kalp damar sağlığına ve çocukların öğrenme becerilerin olan etkilerini belgeleyen yayınlanmış literatür gözden geçirildi. Dünya Sağlık Örgütü, sağlık nedenlerinden dolayı çoğu ülkede geceleri gözlenenden daha düşük bir gürültü eşiği tavsiye eder – özellikle düşük frekanslı gürültülerde.
  • Rüzgâr Türbini Sendromu, insanların evlerini terk etmelerine neden olacak kadar ciddi semptomlara verilen bir isim ve tıbbi bir tanımdır. Bu gibi semptomlar için tıbbi risk faktörlerini saptar. Bu çalışma ve raporda gözden geçirilen diğer çalışmalar, güvenli mesafenin en az 2 kilometre olacağını gösteriyor. Daha büyük türbinler ve değişik topoğrafyalar için bu mesafe daha fazladır. Fiziksel nedenleri ve fizyolojik mekanizmaları açıklamak, rüzgâr türbinlerinin yakınında yaşamanın sağlığa olan diğer etkilerini araştırmak, kaç insanın etkilendiğini belirlemek ve özellikle çocuklar gibi belirli gruplar üzerindeki etkilerini araştırmak için ek çalışmalar gerekmektedir.

“ETKİLİCİ,  İLGİNÇ  VE ÖNEMLİ.”

ROBERT M. MAY, PhD, Profesör, Oxford OM AC Kt FRS Lordu.

Kraliyet Derneği Başkanı (2000–2005), İngiliz Hükümetinin Baş Bilim Danışmanı (1995–2000). Lord May, halen küresel ısınma araştırmasının başını çekiyor ve epidemiyolojik araştırmada bir öncü kabul ediliyor.