Nordex RES ile komşu olmak

John Roworth’un Ağzından Yaşananlar – Nisan 2009, Ingiltere

nordex-wind-turbine

Üç türbinli Blaen Bowi rüzgar çiftliği 2002 yılında kurulduğunda, üç numaralı türbin ile arsamızın bir yanı arasında sadece 350 metre, evimizin arasında ise sadece 750 metre mesafe vardı. Rüzgar türbinlerinin bu kadar gürültülü ses çıkardığından haberimiz yoktu. Ama o zamanlar, bu işin yapan insanların veya seçilmiş temsilcilerimizin sözlerine güvenmemek için herhangi bir nedenimiz yoktu. Onların, İngiltere ve hatta dünya genelinde çok sayıda inşa edilen rüzgar çiftliklerinin fazlasıyla yakınında yaşayan bölge halkının, gürültü başta olmak üzere, sorunlarını görmezden gelmeye devam etmek için kendilerince nedenleri var.

İlerleyen zamanlarda, çiftliğe üç yeni türbin daha eklenmesi için bir başvuru yapıldı. Bu başvuru üzerine savcılık bir soruşturma başlattı. Soruşturmanın sonucunu halen bekliyoruz. Bu konuya daha sonra tekrar geleceğim.

Blaen Bowi rüzgar çiftliği 2002 yazında devreye girdiğinde, biz ve diğer insanlar yarattığı gürültü karşısında şoke olduk (bu yazıda başka insanların isimleri de anılacaktır). Rüzgar çiftliğinin işletmecileri ve proje direktörüyle temasa geçtik. Ciddi bir gürültü sorunu yaşanmayacağını, türbin kanatlarının ara sıra hafif bir ıslık sesi çıkarabileceğini söylediler. Halbuki gerçekler çevre raporunda yer alan ifadeler ve verilen izlenimden ne kadar da farklıydı. Ancak, çevre raporundaki beyanlar ve bilgisayarlı gürültü izlemesine göre tahmin edilen gürültü düzeylerinin bağımsız beyanlar/raporlar olmadıklarını ve yönetmeliklerin ve planlamanın buna izin verdiğini daha sonradan öğrendik.

Kulağımıza inleme sesi gibi gelen gürültüden şikayetçi olduğumuzu ilettik ama rüzgar çiftliğinin işletmecileri şikayetimizi dikkate bile almadı. Kapsamlı bir inceleme yapacaklarına söz verdiler ama hiçbir şey yapılmadı. O dönemde, Belediye Meclisi’nde şikayetimizi iletebileceğimiz bir birim, yani Çevre ve Toplumu Koruma Dairesi olduğunu bilmiyorduk. Rüzgar çiftliği işletmecilerinin bize ve basına yaptığı yazılı açıklamalarda adeta rutin bir şekilde her şeyin yönetmeliklere, yani bu konudaki resmi yönetmelik olan ETSU-R-97’ye uygun olduğu belirtiliyordu. Dünyada birçok uzman bu yönetmeliği yetersiz, hatta hatalı buluyor.

OwnBlackandearwithtext447x561
Rüzgar türbinlerinin yarattığı gürültüyle ilgili olarak çok sayıda şikayet olmasına rağmen, ki bu şikayetler sadece İngiltere’yle sınırlı değil, hükümet yönetmeliği aynen korumayı uygun görüyor. Gürültü izlemesinin adil ve dürüst yapılmasını sağlayan bir yönetmeliğin çıkması hükümetin hedeflerini hiç şüphesiz olumsuz etkileyecektir ama bana göre bölge halkı ve insanlar öncelikli olmalıdır.

Rüzgar çiftliğinin işletmecileri 2005’te üç tane daha rüzgar türbini eklemek için başvuru yaptığında bölge halkının büyük bir kısmı şoke oldu. Bir anda fark ettik ki gürültüden şikayetçi olan tek kişiler biz değildik. Ayrıca, Belediye Meclisi’ne şikayetimizi iletebileceğimiz söylendi. Bir eylem grubu oluşturuldu ve yaşadığımız çeşitli sorunları araştırmaya başladık. İngiltere genelde çok sayıda benzer şikayetin yapıldığını öğrendiğimizde epey şaşırdık.

Sonra, Çevre ve Toplumu Koruma Dairesi şikayetleri kabul etti ve soruşturmalar açıldı. Orijinal çevre raporunda bizim arsamız için yapılan tahmini gürültü değerlendirmelerinin aslında bizim arsamızdan çok farklı bir başka arsada yapılan gürültü ölçümlerine ait olduğu ortaya çıktı!!

Belediye Meclisi şikayetleri değerlendirmek için, sadece iki arsada olmak üzere, gürültü izlemesi yapılması konusunda ısrar etti. İnleme sesine ilişkin şikayetimizin üzerinden üç yıldan fazla zaman geçtikten sonra, ancak Ekim 2005’te bir yetkili gürültü danışmanı geldi. Danışman, “O inleme sesi tonalitedir. O sesin çıkmaması gerekiyor. Kolay halledilebilecek bir sorun,” dedi. Ne yazık ki durum hiç de öyle olmadı.

Öte yandan, en hafif tabiriyle hayati öneme sahip olan yukarıdaki ifade, daha sonra hazırlanan gürültü raporunda yer almadı.

Savcılığın yürüttüğü soruşturmada, yetkili gürültü danışmanı yeni türbinlerin daha sessiz ve gürültüsüz olacağını ifade etti. Ancak, bunu kanıtlayıp kanıtlayamayacağı sorulduğunda cevabı hayırdı.

Şikayetlerimizde haklıydık ama işletmecilerden tek bir özür duymadık. Daha da ilginci, bizim seçtiğimiz temsilcilerimiz rüzgar çiftliği uygulamasını desteklemeye devam ediyordu.

Üretici firma olan Nordex’e yazı yazdık. Firma, kapsamlı bir inceleme yapacağını, bu tür sorunlardan haberdar olmadıklarını ve inceleme tamamlandıktan sonra bize geri döneceklerini bildirdi. Defalarca yazmamamıza rağmen bize hiçbir zaman geri dönmediler.

Hataların tespit edildiği, hatta şanzımanın ve yataklarının yenilenerek tamirat yapıldığı ortaya çıktı. Ancak, savcılık soruşturması açılmadan hemen önce bir kez daha tonal gürültü izlemesi yapıldı ve gürültü danışmanı izleme sonucuna göre artık tonal gürültü sorununun kalmadığını söyledi. Bir bölge sakininin gürültü izlemesinin yapıldığı dönemde söylediklerini aktaracağım. Gürültü izlemesi onun arsasında yapılmamıştı ve gürültü izlemesi yapıldığından da haberdar değildi.

“Sadece yazın çekmiyoruz bu sıkıntıyı. Aralık sonundan ocak sonuna kadarki soğuk havalarda da türbinlerin sesi gece gündüz duyuluyordu. Yaklaşık bir yıl boyunca şikayetlerimizi ilettikten sonra türbin şirketi bir gürültü sorunu olduğunu itiraf etti ama bunun hatalı ve yıpranmış parçalardan kaynaklandığını, tamir edildiğini ve sorunun giderildiğini söyledi. Ancak, gürültü sorunu kesinlikle çözülmedi! Şirkete yaptığım şikayetlerden herhangi bir sonuç çıktığını düşünmüyorum.”

Eylül 2007’deki planlama komitesi toplantısından önce bir gürültü raporu sunuldu ve her şeyin yönetmeliklere uygun olduğu belirtildi. O dönemde türbinlerin hatalı olduğu ve gürültü izlemesi yapılan 32 günün 26’sında türbinlerin durdurulduğu ya da yavaşlatıldığı bilindiği halde planlama dairesi raporu kabul etti ve ret tavsiyesinin gerekçeleri arasından gürültüyü çıkarttı. Neyse ki planlama komitesinin çoğunluğu kişisel beyanlarımızı dikkate aldı ve başvurunun reddedilmesi yönünde oy verdi.

Bölge halkının çoğunluğu bu karar karşısında havalara uçtu. O yüzden bizi endişelendiren noktalardan bir tanesi şu, eğer planlama komitesi bizim davamız ve duruşumuz aleyhinde bir karar vermiş olsaydı bizler bu demokratik kararı kabullenmek durumunda olurduk ve elbette kabullenirdik. Aynı durumun başvuru sahiplerine işlememesi ve onların demokratik kararları kabul etmemeleri bölge halkını sinirlendiriyor.

Bölge insanın birçoğu rüzgar çiftliğine ilk başta karşı değildi. Şimdi ise, “şimdi bildiklerimizi keşke o zaman bilseydik” diyorlar. Şu anda bölge halkının çoğunluğu kesinlikle rüzgar çiftliğine karşı ve daha fazla türbin eklenmesine izin vermeyeceklerini söylüyor.

Hepimiz yenilenebilir enerjiyi destekliyoruz ama bölge halkına sıkıntı yaşatmadan bu enerjiyi kullanmanın daha iyi yolları mutlaka vardır.

İngiltere’nin tamamı türbinlerle kaplansa bile bir tane nükleer enerji santralinin kapanmasını sağlamayacağı gibi küresel ısınma sorununu çok az etkileyeceği ortada.

Lordlar Kamarası’nın Ekonomik İşler Komitesi tarafından açılan Yenilenebilir Enerji Ekonomisi konulu soruşturmada komiteye kanıt sunması talep edilen Phillip Bratby’den bir alıntı yapacağım.

Verdiği ifadede şöyle demiş:

“Danimarka ve Almanya’da elde edilen kanıtlara göre, rüzgar türbini kullanımının en iyi ihtimalle CO2 emisyonu açısından çok cüzi bir tasarruf sağladığı, en kötü ihtimalle ise CO2 emisyonlarını arttırdığı söylenebilir.“

Farklı yöntemler kullanan çiftçileri ve toprak sahiplerini tamamen desteklediğim, hatta, alkışladığım halde bu yöntemler sonucunda komşular zarar görmemelidir.

Gürültünün yarattığı rahatsızlık ve sıkıntının temel insan haklarına aykırı olduğunu düşünüyorum. İnsan hakları sözleşmesinde özel hayatın ve aile hayatının korunmasını düzenleyen 8. madde komşuların gürültüden ve rahatsızlıktan korunma hakkını da kapsıyor.

Belediye bünyesindeki Toplumu Koruma Dairesi bölge sakinlerini koruyabilmelidir. Ancak, resmen hiçbir güçlerinin olmadığı ortaya çıktı çünkü ETSU-R-97 sayılı yönetmelik hiç şüphesiz İngiltere’de azami sayıda türbin inşa edilmesini sağlamak için rüzgar enerjisi işletmecilerini koruyor.

Blaen Bowi rüzgar çiftliğinin genişletilmesi için yapılan başvuruya itiraz edilmesinin pek çok nedeni vardı. Eylem grubunun hazırladığı resmi dilekçede bu gerekçeler daha kapsamlı bir şekilde sunuldu. Aşağıda belirtilen nedenler, savcılık soruşturması kapsamında verdiğim ifadede sunduğum nedenlerin kısaltılmış hali. Bu kadar çok giderilmemiş şikayet varken genişletme başvurusu nasıl değerlendirmeye alınır, hep hayret etmişimdir.

Başvuruya itiraz etme nedenlerinden bazıları:

1. Gürültü sorunları
2. Sağlık sorunları
3. Televizyon sinyallerinde parazitlenme
4. Görüntü kirliliği
5. Gölge titreşmesi
6. Emlak değer kaybı
7. Toplum sağlığı ve güvenliği

Ayrıntılarına girmedim ama insanlar rüzgar çiftliği sahipleri ve derneğinin yaydığı masallara değil, rüzgar çiftliğiyle yaşayan insanların anlattığı gerçeklere inanmalıdır. İnsanların dürüştçe çıkıp birtakım sorun ve sıkıntılar olduğunu itiraf edememesini çok vahim bir durum olarak görüyorum.

Görüntü Kirliliği

Burada doğup büyüyen ve rüzgar çiftliğinden 7 mil kadar uzakta yaşayan birçok bölge sakini “manzaramı sonsuza dek bozdular ve daha da berbat etmek istiyorlar” diyor.

Rüzgar çiftliğinin yakınındaki evimde oturmuyorum artık. Ancak, ailem halen orada. Vadinin karşısında olduğu için üç numaralı türbin dev bir beyaz canavar gibi insanın tepesinde duruyor. Bu yetmezmiş gibi türbin sayısını üçe çıkarmak istiyorlar. Korkunç! Proje sahiplerinin, bölge sakinleri üzerindeki olumsuz etkilere aldırış etmediği görülüyor.

Gölge Titreşmesi

Gölge titreşmesi oluyor ve çeşitli çevre raporlarında belirtilenin aksine sadece 600 metrelik alan içinde değil, 750 metre ve üstündeki mesafelerde de meydana geliyor.

Emlak Değer Kaybı

Bu bir gerçek. Neden bölge sakinlerinin evleri değer kaybetsin?

Eylem grubunun bazı üyeleri bölgeden kaçmak için mülklerini sattılar ve bu mülkleri o dönemdeki rayiç fiyatların altında gitti.

Toplum Sağlığı ve Güvenliği

Üç numaralı türbinin günde üç binden fazla aracın geçtiği işlek bir yol olan B4333 otoyoluna yakın oluşu her zaman büyük bir endişe konusudur. İngiltere’de ve dünyanın başka yerlerinde kanatların kırıldığı vakalar görüldü. Başvuru sahipleri aynı yakınlıkta iki tane daha türbin eklemek istiyor. Allah korusun, burada bir kaza yaşanma olasılığı dehşet verici.

Çevre raporunda B4333 otoyolundan sakin bir yol olarak bahsediliyor!!
Başvurunun reddedilmesinin resmi gerekçelerinden bir tanesi “daha fazla sayıda türbinin manzarayı kalabalıklaştıracak olması.“

Rüzgar çiftliğinin kurulduğu dönemdeki proje direktörü daha 2002’de “alan çok küçük olduğu için daha fazla sayıda türbin inşa edilmeyecek” demişti.

Gürültü ve Sağlık

Birçok uzman, gürültü izlemesine ilişkin ETSU-R-97 sayılı yönetmeliğin yeterli olmadığı görüşünde. Saygın bir bilim adamı ve rüzgar çiftliklerinin yarattığı sorunlar konusunda uzman olan Prof. Van Den Berg türbinlerin gürültüsünü tahmin etmek için kullanılan yöntemlerin hatalı olduğunu belirtiyor.

Gürültü rahatsızlığından muzdarip olan bölge halkının Blaen Bowi rüzgar çiftliği yüzünden gerçekte maruz kaldığı gürültünün şiddeti evlerinin, vadinin karşısı, vadinin aşağısı, tepenin yanında bulunması gibi rüzgar çiftliğine göre konumuna bağlı olarak değişiyor. Türbinlerin gürültüsünden herkes muzdarip. Bu bir gerçek, hikaye değil.

Bölge halkı uydurmuyor bunları. Her yıl tekrar tekrar şikayette bulunmak zorunda kalmanın hiçbir eğlenceli tarafı yok.

Şikayetçilerden sadece üçünün anlattıklarından alıntı yapmak gerekirse:
1. “Gürültü hayatlarımızı çok ciddi etkiliyor. Doğal haklarımıza aykırı olarak yazın bahçemizde hemen hemen hiç oturamıyoruz. Ayrıca, yazın en sıcak günlerinde bile gürültüyü kesmek için camlarımız kapalı oturmak zorunda kalıyoruz. Kesintisiz devam eden vızır vızır ses sık sık uykumuzu bölüyor ve normal aile yaşantımızdaki bu düzensizlik haftalarca, bazen aylarca devam ediyor.”

2. “2002 yılında huzurlu hayatımız, sonsuza dek hayatımızı etkileyecek bir olayla mahvoldu… Blaen Bowi Rüzgar Çiftliği çalışmaya başladı!!!!!!!!!!
Mevcut türbinler (özellikle de üç numaralı türbin bizi daha çok etkiliyor) bende ve eşimde büyük bir rahatsızlık, sıkıntı ve sık sık uykusuz gecelere neden oluyor.”

3. “Bize gelen misafirler türbinlerin özellikle akşam saatlerinde çok gürültü çıkarttığından şikayet ediyor. Gece olduğunda çıkardıkları ıslık sesi çok net duyuluyor. Durmak üzereyken de çok gürültülü bir ses çıkarıyorlar. Moelfry Dağı görsel olarak bitmiş durumda çünkü türbinleri kilometrelerce öteden görmek mümkün. Misafirlerimizin gürültüden şikayet etmesine gerek yok. Biz zaten her gün bu gürültüyle yirmi dört saat bizzat yaşıyoruz. Buradan taşınamıyoruz da çünkü elimizde ne var ne yok bu eve ve işe yatırdık.”
Tekrar edeceğim, bölge halkı uydurmuyor bunları. Her yıl tekrar tekrar şikayette bulunmak zorunda kalmanın hiçbir eğlenceli tarafı yok.

Bana göre tonal gürültü en kötüsü. Altı yıldan daha uzun süreyle bu kesintisiz inleme/gıcırdama sesini çektim. İnsan kendi evinin ve bahçesinin keyfini süremez hale geliyor.

Mesele sadece gürültünün şiddeti değil, sürekli bir mekanik gıcırdama sesi gerçeği var. Bu ses dakikada 20 kere, saatte 60 dakika boyunca, bitmek bilmeden devam ediyor. Bu da sadece tek bir türbin bu arada!!

Ne yazık ki gürültü izlemesi sürekli etkiyi kaydetmiyor.

Çevre raporunda türbinlerin tonal gürültüye neden olmayacağı izlenimi verilmiş. Bu, yanlış bir izlenim.

İngiltere Gürültü Derneği’nin 2007 yılındaki raporu hem Blaen Bowi’den örnek vakalar hem de gürültü ve sağlık sorunları yaşayan bölge halkından örnekler içeriyor. Ancak, rüzgar çiftliğini genişletmek için yapılan planlama başvurusuna izin veren Belediye Meclisi sorunları adeta görmezden gelmeye devam ediyor.

Raporun ön kapağında gösterilen rüzgar çiftliği ise Blaen Bowi!!

Saygın bir bilim adamı ve rüzgar çiftliklerinin yarattığı sorunlar konusunda uzman olan Prof. Van Den Berg, Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu’na bir yazı gönderdi. Bu yazısında, vadinin aşağısında yaşayan komşularımdan birinden örnek vererek rüzgar çiftliğinin gürültüsü yüzünden yaşadıkları sorunları anlattı. Çiftliği bizzat ziyaret ettiği için sorunları birinci elden biliyor. Buna rağmen, planlama süreci kapsamında genişletme başvurusu değerlendirilmeye devam ediyor.

İngiltere dışındaki insanlar Blaen Bowi rüzgar çiftliğinin yarattığı sorunların farkında ama Carmarthenshire içindekiler türbin sayısını arttırarak rüzgar çiftliğinin genişletilmesine izin veriliyor!!

Prof. Van Den Berg, vadi yapısından dolayı gürültüyle ilgili olarak ek sorunların yaşandığını belirtti. Vadilerde ses türbinin kanat ucundan çıkarak vadi boyunca her yöne dağılıyor. Ayrıca, yankı etkisi de yaratıyor. Rüzgar çiftliğinin yakınında oturanların yaşadıkları konum sorunu tam da bu.

Prof. Van Den Berg’den tekrar bir alıntı yapmak gerekirse: “Gürültüye ne kadar maruz kalındığını gürültüye neden olandan bağımsız bir şekilde ölçmek için mutlaka bağımsız bir prosedür olmalıdır.”

Son alıntı olarak: “Mevcut rüzgar çiftliklerinde türbinler çalışır haldeyken kesintisiz bir gürültüye maruz kalınıyor. Bu gürültü her ne kadar yasal sınırlara göre rahatsızlık teşkil etmese veya planlamaya aykırı olmasa da insanlar için açıkça rahatsız edici ve nahoş olduğunu ve birtakım psikolojik sonuçlar doğurabileceğini biliyoruz.”

Seçilmiş temsilcilerimiz, planlama yetkilileri, milletvekilleri ve nüfuz sahibi insanlar acaba ne zaman rüzgar türbinlerinden mağduriyeti devam eden kişilerin yanında duracak?

Blaen Bowi rüzgar çiftliğinin tonal gürültüsünü ve verdiği rahatsızlığı altı yıldan fazla çektim.

John Roworth

15/04/2009

Kaynak : http://www.epaw.org/victims.php?lang=el&article=t3