Çeşme Yeter Diyor!

ÇEŞME YARIMADA HALKI DİYOR Kİ:

Sürekli artan enerji ihtiyacımızı karşılamak için tükenen petrol kaynaklarının yerine alternatif arayışı tüm dünyada sürüyor. Ciddi bir sorun olan enerji açığı gerçeği, aslında bir sonuçtur. Nedeni ise çağımız tüketim toplumu alışkanlıklarının ve para hırsının sonucu olarak ortaya çıkan doyurulamaz enerji açgözlülüğüdür. Bir yandan esas sorunun üzerine giderek kalıcı çözümler üretme çabaları sürerken, bir yandan da krizin yarattığı çözüm ihtiyacını kendine fırsat bilen ve bu düzenden zengin olanların, daha da zenginleşmelerini sağlayacak geçici alternatifler türemektedir.

Metan gazı, doğal gaz,mısır kökenli etanol, frecking denen yeraltı kayalarının parçalanması, güneş, rüzgar, nükleer gibi bilinenlerinin yanısıra hergün yeni projeler geliştiriliyor. Bunların içinden az bir kısmı, ekonomik yerindelik, yenilenebilirlik ve sürdürülebilirlik eleğinin ince deliklerinden geçerek yaygın ve güvenli olarak kullanılıyor. Bazıları yoğun tartışma altında, dünya kamuoyu yararlarını, zaralarını ve kalıcı- geri dönülmez ekolojik etkilerini değerlendiriyor, bazıları ise daha şimdiden bir alternatif olmaktan çıkmış.Ama bugün, Çeşme yarımadası bu tartışmalı grup içinde yer alan Rüzgar Enerji Santrallerinin ( RES’lerin) işgali altında.

protest-meetings-july-2014-01

 

İSTEMİYORUZ:

Tasarlanmaya başlandıkları 2001 yılından beri resmi olarak hiçbir zaman yerel halkla paylaşılmayan ve görüşleri alınmayan, yerel ekonomiye veya enerji ihtiyacına hiçbir katkısı olmadığı gibi nadide türleri barındıran çevremizde, ekolojik dengeleri bozan ve insan dahil tüm canlı hayatı farklı etkilerle tehdit eden, tarım, hayvancılık ve turizm gibi geçim kaynaklarını olanaksız kılan RES’leri yaşam alanlarımızda istemiyoruz!

HAKLIYIZ, DİRENİYORUZ, KAZANACAĞIZ:

Yangından mal kaçırırcasına uygulanan acele kamulaştırma ile el konulan ve henüz malsahipleri ile mahkemeleri devam ettiği için devlet tarafından teslim alınamayan ve dolayısı ile şirketlere resmi teslimleri yapılmamış topraklarımızda inşaatlar, özel mülk ihlalleri kanunsuzca sürüyor. Üstelik bu topraklar, Anayasası ile doğayı korumayı yükümlülük olarak belirlemiş Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu birçok uluslararası çevre anlaşması ile de koruma altında. Devletin, 1 Eylül 1984 günü Avrupa Konseyi çatısı altında imzaladığı, doğal alanları ve yaban hayatı korumayı öngören Bern Konvansiyonu çerçevesinde, ülkenin doğal sit alanaları belirlenmiş ve korunmaları için yasa bile çıkartılmıştır. Ülkenin çeşitli mahkemelerinde açılan davalarımız sürerken, haklı itirazımız karşısında bazı davalarımızda adalet tecelli etmiştir. Ancak hukuk yolu ile kazandığımız yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen acele kamulaştırma, hafriyat ve inşaat faaliyetleri ile alınan mahkeme kararlarını uygulamama keyfiyeti sürmektedir.

protest-meetings-july-2014-03

Biz Çeşme Yarımadası halkı olarak demokratik haklarımızı,yaşam alanlarımızı ve geleceğimizi hiçe sayan tüm uygulamaları protesto ediyor ve DUR! diyoruz.

 

 

 

Etiketler: